12 Mart 2016 Cumartesi

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü Programı

Merhaba arkadaşlar, 12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü günü dolayısıyla paylaşım yapamadım. O yüzden 18 Mart ile ilgili yapacağım paylaşımı şimdiden yapayım ki faydalı olsun dedim. Öncelikle sıradan bir törenin dışına çıkmaya çalışacağız. Ancak köy okulunda bunu ne kadar yapabiliriz bilmiyorum. Aklımdaki fikirlerden çoğunu imkan yetersizliğinden dolayı gerçekleştiremiyorum çünkü. Yapabildiklerimi listeleyeyim ki belki size de fikir verir.

Öncelikle Çanakkale Şehitleri Anıtının maketini yaptım. Adım Hıdır elimden gelen budur, diyebileceğim bir maket oldu. Maksat gerçeğine benzer bir model oluşturmaktı. Bakılınca benzediğini düşünüyorum.






Bu maketi okulun geniş bir salonunda ortaya masa koyarak sergileyeceğim. Salonun duvarlarına da beşer metre aralıklarla çivi çakarak ip bağlayacağım. O iplere de çamaşır asar gibi Çanakkale Fotoğrafları albümünü asacağım. Söz konusu fotoğrafları aşağıda adresini vereceğim siteden satın aldım. Daha uzun süre kullanmak için asma yöntemini tercih ediyorum.

Fotoğrafları Aldığım Site İçin Tıklayın.

Arkada sergi boyunca Çanakkale türküleri çalacak. Sosyal Bilgiler öğretmenimizden rica ettim. Sınıf sınıf öğrencileri indireceğiz. Öğretmenimiz de fotoğrafları gezdirerek Çanakkale Zaferi hakkında bilgi verecek.

Sergide öğrencilerimin de çizdiği birkaç resim sergilenecek.

Bir diğer yapacak olduğum etkinlik ise mektup etkinliği. Şehit mektuplarından seçtiğim bir tanesini sınıf sayısı kadar çıkartıp zarflara koyacağım. Nöbetçi öğrenci sınıf sınıf dağıtıp "Dedenizden mektup var" diyerek o anda sınıfta olan öğretmene zarfı verecek. Öğretmenler de çocuklara o mektubu okuyacak.

Bir diğeri ise öğretmen arkadaşlarla aldığımız bir karar gereği o gün öğle yemeğinde cephede dedelerimiz ne yediyse biz de aynısını yiyeceğiz. "Ecdad Aşı" dediğimiz "yağlı buğday çorbası, üzüm hoşafı, yarım ekmek ve su" ile karnımızı doyuracağız.

Bir diğer yapmayı düşündüğüm ama imkanlardan dolayı yapamayacak olduğum etkinlik ise o gün isteyen her öğrencinin eline "asker kınası" yakmak.

Bir diğer yapmak isteyip de yine imkanlardan dolayı yapamayacak olduğum ise metrekareye düşen 6000 mermiyi temsili olarak göstermek. İnternetten boş kovan aradım ama bulamadım. Kendim yapmayı denedim, beceremedim. Çanakkale'deki bazı müzelere mesaj attım, dönen olmadı. O yüzden bunu da sadece fotoğraf olarak göstermekle kalacağız.

Başka okuldaki bir arkadaşım uygun fiyata Çanakkale Şehitliği şeklinde anahtarlık bulmuş. Töreni izlemeye gelenlere dağıtacaklarmış. Biz de düşündük ama yine maddi imkansızlık yüzünden bu da sadece düşünce olarak kaldı.

Bir de tören sırasında yapmayı düşündüğüm bir şey var. Yapabilirsem kartondan birkaç tane gemi yapacağım. Birisi Nusret Mayın Gemisi olacak ve düşman gemilerini batırdığı gün yaşanılanların anlatıldığı sırada düşman gemilerini batıracak.

Sınıflarda ise akıllı tahtalarda Çanakkale sunusu öğrencilere izlettirilecek. O sunuyu da daha önce paylaşmıştım. Aşağıya bağlantı adresini ekliyorum.

Çanakkale Sunusunu indirmek için tıklayın.

Yarın da sunum metnini hazırlar ve yeni başlık açmadan bu konunun sonuna eklerim arkadaşlar. Umarım işinize yarayacak fikirler sunabilmişimdir. Tek derdim öğrencilerimde Çanakkale konusunda iz bırakabilmek.

Yazımı bitirirken son olarak daha önce başka bir yerde okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:

Eğitim alanında uzman Japon heyeti, zamanın Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler'in de içinde bulunduğu bir heyetle Başbakan Turgut Özal'ın huzuruna çıkar ve davet üzerine geldikleri ülkemizde inceledikleri eğitimimizin gençlerimiz üzerindeki verimsiz sonuçlarını şu soğuk cümle ile ifade ederler: 

-Gençlerinizde milli şuur eksiktir! Bu eğitimle gençlerinize milli şuur vermeniz de mümkün değildir!. 

Şok etkisi yapan bu tespitten sonra sorular arka arkaya gelir. 

-Siz Japonlar gençlerinize milli şuuru nasıl veriyorsunuz, nasıl bir eğitim programı uyguluyorsunuz? Bizimkinden çok mu farklı? 

Japon heyetinin sözcüsü şu bilgiyi verir: 

-Biz der, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki: -İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız... Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki: Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, işte düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, bu hale getirirler. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık birlik beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin... Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla okumalarını sürdürürler..."

Milli şuurla öğrenci yetiştirebilmek dileğiyle...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder